Üyelik İşlemleri


istanbul Baştankara Bir Bakışınla  
Ocak sonu İstanbul yıl doksan dokuz
Çıldırtan bir güneş sızlatıyor yaramı
Hangi toprak parçasına değse gözüm sayrılık
Hangi yola vursam kendimi çıkmaz sokak
Ordum yenik, baham kara, umarsızım
Kütürtüyle geçiyor damarlarımdan muzdarip kan dereleri
Yerlerde sürünüyor sancağım
Edirne'den Van'a kadar hüzünlü bir yurdu yazacağım

Ocak sonu İstanbul yıl doksan dokuz
Kapı önü hicranından hüzne yatılı akşamlan
Sabahla uyandırmak için ötüyor gri göğün kuşları
İstesem de toplayamam dağıttığım firakı
Her biri döllemede oğullar vererek ham bir askı
Övül, Övül ki Iğvasız tenlere düştü hatıralar
Sanki İstanbul'u sırtlamış çocuklar çıkıyor tüm yokuştan
Ezik kalpte dağılıp, dağlanıp durmada bakıştan
Gülse dudağının o can alan hüzünlü kıvrımları
Bir küçümsese önünde gidiveren kaderi
Balçık kıyılara savrulan ah kiril Bizans dalgası

Hiçbir şeyi sığdıramıyorum yüreğime
Yüce dağların basında nasıl durursa ağaçlar bir basına
Nasıl bakarsa ormana şaşkınlıkla
Rüzgâr vurup kırarsa dalını, yaprağını
Nasıl savurursa boşluğa
İşte öylece sığınıyorum bakışlarının avucuna
Kokuna
Sarhoşluğuna

Bu İstanbul bana göre mi? Kurşundan
bir kapak örtünce gözlerini. Kayıp denizi
düğünce, tarihin duvarlarını. Sonsuz uykusundan
alıp imparatorları, bırakıyor tepeli sokakların ağzına
Bir bakışının deryasına dalınca Sâ'dâ'bad civarında
Nasıl da yapay geliyor birdenbire Nedim'in sayhaları
"aşk budur" diyorum, gerçekten, kokuna ram olmaları
Bütün bunları, sen de biliyorsun bütün bunları
bir yana bırakıp, hırsla toprağı avuçlayıp
Kalbin rayihasıyla harlandırıp sunmak sevdayı

Ne etsem acep bu kalbimi? Nerde eğlesem? Nerde?
Artık kim durdurabilir o ılık esintiyi? Kim? Nerde?
Yağmur yağıp duruyor çiseleye çiseleye, içimin buğusu
Ah, anlamıyor musun? Bu bakışlarımdaki yanardağ
Bu püsküren lâvlar, susunca, ah, anlamıyor musun? Bu
bir tutam hüzün ele veriyor tüm maceramı

Ocak sonu İstanbul, yıl doksan dokuz, gece yarısı
Sözsüz yolculuyorum seninle bir utangaçlığı
Bir söyleyip aşkı soylulukla bir küllemek arası
Bakışlarına bakışımla yazıp en uzun sevda lâyihasını
Bir bekleyebilsem kendi halinde sürüp gelen baharı
Güllerle, çiçeklerle karşılayıp açsam kapılan. Oysa, ah!
Ocak sonu İstanbul, yıl doksan dokuz, gece yarısı

Her gün biraz daha derinleşe derinleşe, yeniden
Açılan bir yara bu. Bir bakışınla kalkar kabuğu
Yeni bir bin yıla giriyorum adımla mağdur
yenik, yıkık ve yalnız. Eyvah ki vah silahlı:
Açacaksan aç İstanbul kalbinin kapılarını!

Cumali ünaldı Hasannebioğlu

Reklam Verin / Hak ihlali Bildirimi  | Gizlilik Politikası

Sayfa Başına Git