|
|
|
|
|
|||
|
|
||||
|
Kuş gribi nedir?
Kuş gribinin farkı! Korunma ve kontrol: Kuş gribini kontrol altına almak için hastalıklı ve temaslı kuşları imha edip bunları uygun bir biçimde ortadan kaldırmak, çiftlikleri karantinaya almak ve buralara çok sıkı bir biçimde dezenfeksiyon uygulamak gerekir.
Hastalık yapma yeteneği
yüksek kuş gribine hangi virüsler neden olur?
İnfluenza A virüslerinin1 16 tane H alt-tipi ve 9 tane de
N alt-tipi vardır.2 Kuş gribine yalnızca H5 ve H7
alt-tiplerinin yol açtığı bilinmektedir. Ancak H5 ve H7 alt-tipi
olan virüslerin tümü hastalık yapma yeteneğine sahip olmadığı gibi,
kümes hayvanlarında şiddetli hastalığa da yol açmaz.
Bugünkü
bilgilerimize göre H5 ve H7 virüsleri, kümes hayvanlarına önce
hastalık yapma yeteneği düşük formda bulaşır ama kümesteki
popülasyonda dolaşmaya başladıklarında, genellikle birkaç ay
içerisinde mutasyon (genetik değişim) geçirerek hastalık yapma
yeteneği yüksek forma dönüşür. Kümes hayvanlarında H5 ve H7
virüslerine rastlanmasının, başlangıçtaki enfeksiyon belirtileri
hafif bile olsa endişeye yol açma nedeni budur.
Göçmen kuşlar, patojenitesi
(hastalık yapma yeteneği) yüksek kuş gribi virüslerinin yayılmasına
neden oluyor mu?
Göçmen
kuşların, hastalık yapma yeteneği yüksek kuş gribinin yayılmasındaki
rolü, tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Yabani su kuşları, bütün
İnfluenza A virüslerinin doğal rezervuarı kabul edilir. Bu kuşlar
influenza virüslerini, görünürde herhangi bir zarara uğramaksızın,
olasılıkla yüzyıllardır taşımışlardır. Yabani su kuşlarının,
genellikle hastalık yapma yeteneği düşük formlar olmak üzere H5 ve
H7 alt-tiplerini taşıdıkları bilinmektedir. Göçmen kuşların H5 ve H7
virüslerini kümes hayvanlarına bulaştırabildikleri izlenimini veren,
ayrıntılı kanıtlar vardır; söz konusu hastalık yapma yeteneği düşük
virüsler daha sonra kümes hayvanlarında mutasyon (genetik yapısında
değişiklik) geçirerek patojenitesi (hastalık yapma yeteneği) yüksek
forma dönüşür.
Önceki
yıllarda göçmen kuşlarda çok ender olarak, genellikle kümes
hayvanlarındaki salgın alanlarıyla çakışan uçuş yollarında ve az
sayıdaki hayvanda olmak üzere patojenitesi yüksek virüsler izole
edilmiştir ve söz konusu bulgu uzun zaman; yabani su kuşlarının, söz
konusu virüslerin taşınmasında rol oynamadığı izlenimini vermiştir.
Son
zamanlardaki olaylar bazı göçmen kuşların, patojenitesi yüksek H5N1
virüsünü doğrudan yayma olasılığının söz konusu olabileceğini
göstermektedir. Yeni bölgelere daha başka yayılmaların gerçekleşmesi
beklenmektedir.
Kümes hayvanlarında
bugünlerde görülen lokalize salgınların herhangi bir özelliği var
mı?
Günümüzde görülen ve 2003 yılı ortalarında Güneydoğu Asya’da
başlayan, lokalize, patojenitesi yüksek kuş gribi salgınları,
şimdiye kadar kaydedilmiş olan en büyüğü ve en şiddetlisidir. Bu
kadar çok sayıda ülkenin eşzamanlı etkilenerek çok sayıda kuşun
ölümüne sahne olması, kuş gribi tarihinde şimdiye kadar görülmüş
değildir.
Bu
salgının sorumlusu olan H5N1 virüsünün özellikle inatçı olduğu
kanıtlanmıştır. Yaklaşık 150 milyon kanatlı hayvanın ölmüş veya
itlaf edilmiş olmasına rağmen H5N1 virüsü, Endonezya’nın ve
Vietnam’ın birçok bölgesinde, ayrıca Kamboçya, Çin, Tayland ve
olasılıkla Lao Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerinde
endemik kabul edilmektedir.
H5N1
virüsü ayrıca, insan sağlığı bakımından da, aşağıda açıklandığı
gibi, özel bir tehlike oluşturmaktadır.
Kümes hayvanlarındaki
lokalize salgınlar hangi ülkelerde görüldü?
2003
yılı Aralık ayı ortalarından 2004 yılı Şubat ayı başlarına kadar
kümes hayvanlarında H5N1 virüsünün neden olduğu lokalize salgınlar,
Asya’daki 8 ülkeden bildirilmiştir (bildirilme sırasına göre Kore
Cumhuriyeti, Vietnam, Japonya, Tayland, Lao demokratik Halk
Cumhuriyeti, Endonezya ve Çin). Bu ülkelerin büyük bölümünün
tarihinde patojenitesi yüksek kuş gribi virüsünün yol açtığı
herhangi bir lokalize salgın kayıtlı değildir.
Malezya,
Ağustos 2004’te, kümes hayvanlarındaki ilk lokalize H5N1 salgınını
bildirerek bu hastalığın görüldüğü, dokuzuncu Asya Ülkesi olmuştur.
Rusya Federasyonu ise ilk H5N1 salgınını Temmuz 2005 sonunda
bildirmiş ve bunu, Ağustos başlarında aynı hastalığın, Kazakistan’ın
Federasyona yakın bölgelerinde görüldüğünü bildiren raporlar
izlemiştir. Patojenitesi yüksek H5N1 nedeniyle meydana gelen yabani
kuş ölümleri, her iki ülkede de bildirilmiştir. Hemen hemen aynı
zamanda Moğolistan, ölü göçmen kuşlarda H5N1’e rastlandığını
bildirmiştir. H5N1, Ekim 2005’te, Türkiye’deki ve Romanya’daki kümes
hayvanlarında bildirilmiştir. Yabani ve evcil kanatlı hayvanlarda
lokalize salgınların mevcut olup olmadığı, diğer ülkelerde de
araştırılmaktadır.
Japonya,
Kore Cumhuriyeti ve Malezya, kümes hayvanlarındaki salgınları
kontrol altına aldıklarını bildirmiştir ve artık, kuş gribinin
mevcut olmadığı ülkeler olarak kabul edilmektedir. Etkilenen diğer
bölgelerdeki salgınlar, değişik şiddet derecelerinde olmak üzere
devam etmektedir.
Bu gelişmelerin insan sağlığı
üzerinde doğurabileceği sonuçlar nelerdir?
H5N1’in
kümes hayvanları popülasyonlarında yaygın şekilde bulunması, insan
sağlığı bakımından başlıca iki risk doğurmaktadır.
Bu
risklerden birincisi, virüsün kümes hayvanlarından insana geçerek
neden olabildiği ve çok şiddetli bir hastalık tablosuyla sonuçlanan,
doğrudan enfeksiyondur. İnsanlara bulaşma konusundaki engeli
aşabilen birkaç kuş gribi virüsü arasında insanlarda en fazla sayıda
vakaya ve ölüme yol açanı, H5N1’dir. H5N1’in neden olduğu hastalık;
insanların çok büyük bölümünde yalnızca hafif solunum şikayetlerine
yol açan, normal mevsimsel grip enfeksiyonunun aksine genellikle
saldırgan bir şekilde seyreder ve durumları hızla ağırlaşan
hastaların büyük bölümü ölür. Bu hastalarda primer viral zatürreeye
(kuş gribi virüsünün sebep olduğu zatürree) ve çok sayıda organın
yetersizliğine sık rastlanır. Şimdiki lokalize salgınlarda
hastalanan insanların yarıdan fazlası ölmüştür. Bu vakaların
neredeyse tümü, önceleri sağlıklı olan çocuklarda ve genç
erişkinlerde görülmüştür.
Birincisinden daha fazla kaygı yaratan ikinci ise virüsün, yeterince
fırsat tanındığı takdirde insanlar açısından ileri derecede
enfeksiyöz bir forma değişerek insandan insana kolayca yayılmasıdır.
Böyle bir değişikliğin sonucu, küresel kuş gribi salgını (pandemi)
olacaktır.
İnsanlarda kuş gribi, hangi
ülkelerde görüldü?
Bugünlerdeki salgınlar sırasında insanlarda görülen, laboratuvarda
doğrulanmış kuş gribi; Kamboçya, Endonezya, Tayland ve Vietnam olmak
üzere 4 ülkede bildirilmiştir.
Hong
Kong, önceki yıllarda iki lokalize salgına sahne olmuştur. Bunlardan
1997’de görülen ilki, H5N1’in insanlarda enfeksiyona yol açtığı ilk
salgındır: 18 kişide görülmüş ve bunlardan 6’sının ölümüyle
sonuçlanmıştır. Aynı virüs 2003’te iki kişide görülerek birinin
ölümüyle sonuçlanmıştır; bu vakaların ikisi de, yakın zamanda Güney
Çin’e yolculuk yaptığı bilinen bir ailenin bireyleridir.
Kuş gribi insanlara nasıl
geçiyor?
Enfeksiyona yakalanmış kümes hayvanlarıyla ya da bu hayvanların
dışkılarıyla kirlenmiş yüzeylerle ve cisimlerle doğrudan temas, kuş
gribinin insanlara başlıca bulaşma yolu olarak kabul edilmektedir.
İnsanlarda bugüne kadar görülen vakaların neredeyse tümü, birçok
evin kendine ait kümes hayvanlarına sahip olduğu ve bu hayvanların
çoğu zaman ortalıkta serbestçe dolaştığı, kimi zaman evlere girdiği
ya da çocukların oyun alanlarında gezindiği kırsal bölgelerde ve
kentlerin çevresindeki yerleşim yerlerinde ortaya çıkmıştır.
Enfeksiyona yakalanmış kanatlıların dışkılarında bol miktarda virüs
mevcut olduğundan, bu dışkılarla ya da virüsün bulaştığı çevrelerle
temas olasılığı, bu gibi koşullarda yüksektir. Ayrıca, Asya
ülkelerindeki birçok ev kümes hayvanlarını para kazanmak ve
beslenmek amacıyla beslediğinden birçok aile, kümes hayvanlarında
ilk hastalık belirtileri kendini gösterdiğinde bu hayvanları ya
satmakta ya da keserek yemektedir ve bu, değiştirilmesi çok zor bir
uygulamadır. Virüsle temasın en çok; kümes hayvanlarının kesilmesi,
tüylerinin yolunması, parçalanması ve pişirmeye hazırlanması
sırasında gerçekleştiği düşünülmektedir. Gereken şekilde pişirilmiş
kümes hayvanı etlerinin veya yumurtaların virüsü bulaştırdığını
gösteren hiçbir kanıt yoktur.
Virüs, kanatlı hayvanlardan
kuşlardan insanlara kolayca bulaşıyor mu?
Hayır.
Şimdiki salgında hastalanan insan sayısı gerçi 100’den fazladır ama
bu sayı, hastalanan kanatlı hayvan sayısının ve özellikle evlerin
bahçelerindeki kümeslerde kümes hayvanı beslenmesine eşlik eden
sayısız fırsatların yanında, önemsiz kalmaktadır. Virüsle benzer
şekilde temas eden insanlardan niçin bazılarının hastalanıp
diğerlerinin hastalanmadığı, bugün için bilinmemektedir.
Küresel kuş gribi salgınının
görülme riski nedir?
Küresel
bir salgının gerçekleşmesi için 3 faktörün bir arada bulunması
gerekir: yeni bir influenza virüsü alt-tipi ortaya çıkmalı;
insanlarda enfeksiyona yol açarak ciddi bir hastalığa neden olmalı
ve insandan insana kolayca yayılmalı. H5N1 virüsü, bu faktörlerden
ilk ikisine sahiptir: insanlar için yeni bir virüstür (bu virüs
insanlar arasında hiçbir zaman yaygın bir şekilde dolaşmamıştır) ve
100’den fazla sayıda insanda enfeksiyona neden olarak bunların
yarıdan fazlasının ölümüne neden olmuştur. H5N1 gibi bir virüse
karşı, hiçbir insan bağışık değildir.
Görüldüğü gibi küresel bir salgının başlaması için ihtiyaç duyulan
3 faktörden ikisi mevcuttur; yalnızca virüs, insandan insana etkili
ve sürekli şekilde bulaşma özelliğine (henüz) sahip değildir. H5N1
virüsünün bu son özelliği kazanma olasılığı, insanlarda enfeksiyon
geliştiği; insanlarda enfeksiyon gelişme riski ise virüsün,
kuşlardaki varlığını koruduğu sürece mevcut olacaktır; bu durumun
önümüzdeki yıllarda bir süre devam edeceği kesindir.
H5N1’in küresel salgına neden
olmak için ne gibi değişiklikler geçirmesi gerekiyor?
Virüsün
insandan insana bulaşabilme özelliğini kazanabilmesi, başlıca iki
mekanizma üzerinden mümkün olabilir. Bunlardan birincisi, bir
insanda veya bir domuzda aynı anda insan ve kuş virüslerinin
enfeksiyon yapmasıdır. Bu durumda insan ve kuş gribi virüsü arasında
genetik materyal alışverişi gerçekleşebilecektir. Böyle bir
alışveriş gerçekleşecek olursa H5N1, insandan insana kolayca
bulaşabilen bir virüs kimliğini kazanacak ve vaka sayısı birdenbire
artarak hastalık hızla yayılacaktır.
İkinci
mekanizma, çok daha yavaş gerçekleşen, adaptasyonla sonuçlanan bir
genetik değişim (mutasyon) mekanizmasıdır; burada virüs insan
hücrelerine bağlanabilme yeteneği insanlarda gelişen her enfeksiyon
sırasında gittikçe artar. Başlangıçta insanlarda görülen kuş gribi
vakalarının, küçük kümeler şeklinde artmasına yol açacak böyle bir
mekanizma insanlığa, savunmaya geçebilmesi için biraz süre
tanıyacaktır.
İnsandan insana sınırlı
bulaşmanın önemi nedir?
Ender
olmasına rağmen H5N1’in ve diğer kuş gribi virüslerinin insandan
insana bulaşması, kümes hayvanlarındaki salgınlara eşlik etmiştir ve
alarm nedeni değildir. Virüs yayılması hiçbir zaman, kuşlarla ilk
temas yoluyla bulaştığı insanlardan, başka insanlara bulaşmamış veya
toplum genelinde hastalığa yol açmamıştır. Bu durum, virüsün
bulaşması için hasta kişiyle çok yakın temasa ihtiyaç olduğu
izlenimini vermektedir. Kuş gribi gelişen insanlar kuşkusuz tam
olarak incelenip araştırılmalıdır ama bu araştırmalar, insandan
insana bulaşmanın son derece sınırlı olduğunu gösterdiği sürece,
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) küresel salgın riski konusundaki
değerlendirme sonuçlarında değişiklik yapmayacaktır. Kuş gribi
enfeksiyonunun yakın aile bireylerinde görüldüğü durumlar vardır ama
bunların insandan insana bulaşmış olduğunun kanıtlanması, söz konusu
kişilerin birbirleriyle olduğu kadar aynı hayvan ve çevre
koşullarıyla da temas etmiş bulunması nedeniyle, çoğu zaman
olanaksızdır.
Küresel salgın riski günümüzde
ne derece ciddi?
Küresel
grip salgını riski, ciddidir. H5N1 virüsünün Asya’nın büyük
bölümünde mevcut olması, insanlardaki vaka sayısının gittikçe artma
riskinin varlığını devam ettireceğini göstermektedir. İnsanlardaki
her ilave kuş gribi vakası, virüsün insandan insana bulaşma
yeteneğini artırma ve küresel salgına yol açabilecek bir tipe
dönüşme fırsatını verecektir. Virüsün yeni bölgelerdeki kümes
hayvanlarına ve yabani kuşlara bulaşmış olması, kuş gribinin daha
fazla sayıda insanda görülme olasılığını güçlendirmektedir.
Gelişebilecek küresel bir kuş gribi salgınının ne zamanını ne de
şiddetini tahmin etmek mümkündür ama küresel salgının gelecekte
gelişme olasılığı artmıştır.
Kaygı duymamıza yol açacak
başka nedenler var mı?
Evet;
çok sayıda….
·
Evcil ördekler, hastalık yapma yeteneği yüksek kuş gribi virüsünü,
hiçbir hastalık belirtisi vermeksizin dışkıları ve vücut
salgılarıyla büyük miktarlarda vücut dışına atabilmekte ve virüs
için “sessiz” bir rezervuar işlevini görerek diğer kanatlı
hayvanlara bulaşmasına süreklilik kazandırmaktadır. Bu durum, zaten
iyice karmaşık olan, virüsü kontrol altına alma çabalarını daha da
zorlaştırmakta ve insanların riskli davranışlardan kaçınması yönünde
şekillenen uyarıların çeşitliliğini artırmaktadır.
·
Günümüzdeki H5N1 virüslerini, deneysel olarak enfekte edilen
farelerdeki ve dağ gelinciklerindeki ölüme yol açma olasılığı,
1997’de ve 2004’ün başlarında enfeksiyon yapan aynı virüslere
kıyasla daha yüksek; ortamda kalma süresi, yine aynı virüslere
kıyasla daha uzundur.
·
H5N1, konak sayısını artırmış gözükmekte ve önceden kendisine karşı
dirençli kabul edilen memeli türlerini de enfekte edip
öldürmektedir.
·
Virüsün doğal rezervuarı olan yabani su kuşlarındaki davranışı,
değişiyor olabilir. 2005 ilkbaharında merkezi Çin’deki doğal bir
rezervuarda 6,000’den fazla sayıda göçmen kuşun ölmesine yol açan ve
patojenisitesi yüksek H5N1 virüsünün neden olduğu salgındaki bu ölüm
sayısı, beklenmedik ve olasılıkla daha önce hiç görülmedik şekilde
yüksektir. Daha önce göçmen kuşlarda patojenisitesi yüksek
virüslerin neden olduğu, fazla miktarda ölümle sonuçlanan yalnızca
iki salgın bilinmektedir. Bunlardan biri 1961 yılında Güney
Afrika’da, ikincisi ise 2002-2003 kışında Hong Kong’ta görülmüştür.
Söz konusu salgınlara neden olan virüsler, birincisinde H5N3,
ikincisinde H5N1’dir.
Küresel salgınlar niçin bu
kadar korkutuyor?
Küresel
grip salgınları, bütün ülkelere hızla yayılabilen salgınlardır.
Uluslararası yayılma bir defa başladığında bu salgınlar, virüsün
öksürük ve hapşırma yoluyla çok hızlı bir şekilde yayılması
nedeniyle, durdurulamaz kabul edilir. Virüsün bulaştığı insanların
bunu, hastalığın semptomları ortaya çıkmadan önce başka insanlara da
bulaştırabilmesi, uluslararası yayılma riskinin hiçbir semptomu
olmayan yolcular aracılığıyla daha da artmasına yol açar.
Küresel
salgına yol açan bir virüsün neden olduğu hastalığın şiddeti ve
ölümlerin sayısı, büyük ölçüde değişebilir ve virüsün ortaya
çıkmasından önce bilinemez. Geçmişteki küresel salgınlarda
hastalananların oranı, toplam popülasyonun %25-35’i arasında
değişmiştir. 1957’deki küresel salgının verilerinden yola çıkılarak
yapılan hesaplamalar; en iyi koşullarda, yeni virüsün yalnızca hafif
bir hastalığa yol açtığı kabul edildiğinde bile dünyada bu ‘hafif
hastalık’ nedeniyle ölecek olan insan sayısının 2 milyonla 7.4
milyon arasında değişeceğini göstermektedir. Virüsün şiddetli
hastalığa yol açan, patojenisitesi yüksek bir virüs olduğu göz
önünde tutulduğunda, beklenen ölüm sayısı kuşkusuz daha da yüksek
olacaktır. İstisnai kabul edilen, 1918 tarihli küresel grip salgını,
en az 40 milyon insanın ölümüyle sonuçlanmıştır. Bu küresel salgının
ABD’de neden olduğu mortalite, %2.5 dolayında olmuştur.
Küresel
salgınlar tıbbi tedaviye veya hastaneye yatırılmaya ihtiyaç duyan
veya bunları arzu eden insanların sayısını birdenbire çok fazla
artırır ve sağlık hizmet servislerinin hizmet verme kapasitesinin,
geçici olarak tamamen dolmasına yol açar. Çalışan insan sayısının
azalması; taşımacılık, yasaların uygulanması ve iletişim gibi diğer
temel hizmetlerinin de kesintiye uğramasına neden olabilir. H5N1
gibi virüslere popülasyonun tümü duyarlı olacağından, belirli bir
toplumdaki hasta sayısı çok hızlı bir şekilde artar; lokal sosyal ve
ekonomik aksaklıklar geçici bir süre devam edebilir. Ancak yine bu
olumsuzluklar, günümüzün birbirleriyle yakından ilişkili,
birbirleriyle yakından bağlantılı ticaret sistemlerinin etkisiyle,
daha da şiddetli olabilir/daha uzun sürebilir. Geçmişteki
tecrübelerimize göre ikinci bir küresel yayılma dalgası, bir yıl
içerisinde beklenmelidir.
Küresel
bir salgın sırasında şekillenecek acil durum bütün ülkelerde söz
konusu olabileceğinden, doğal felaketler veya lokalize salgınlar
sırasındaki uluslararası yardımlaşma; uluslararası yayılma
başladığında duraklayabilir ve hükümetler ellerindeki her türlü
olanağı, kendi halklarının salgından korunması amacıyla
kullanabilir.
Küresel bir salgının başlamak
üzere olduğunu haber veren en önemli uyarı sinyalleri nelerdir?
Klinik
grip semptomları veren hasta kümelerinin zaman ve yer bakımından
yakın olarak ortaya çıktığının fark edilmesi, böyle bir gelişmenin
insandan insana bulaşma gerçekleştiği izlenimini vermesi nedeniyle,
küresel bir salgının gelişmekte olduğunu haber veren en önemli uyarı
sinyalidir. H5N1 ile enfekte insanların tedavisiyle/bakımıyla
uğraşan tıp personelinin de hastalanması, aynı nedenlerle insandan
insana bulaşma olduğu konusunda önemli bir uyarı olabilir. Bu gibi
durumlarla karşılaşıldığında olası her vaka eksiksiz bir şekilde
tetkik edilerek teşhisin doğrulanması, kaynağın belirlenmesi ve
insandan insana bulaşma cereyan edip etmediğinin anlaşılması yönünde
çaba harcanmalıdır.
Virüslerin, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) özel laboratuvarlarında
incelenmesi; virüsteki, insanları enfekte etme olasılığını işaret
eden genetik ve diğer değişikliklere ışık tutarak lokal
laboratuvarlardaki araştırmaları destekleyebilir. Dünya Sağlık
Örgütü hastalığın görüldüğü ülkelerden izole ettikleri virüsleri
uluslararası araştırma düzeyde paylaşmalarını tekrar tekrar isteme
nedeni, budur.
Aşı geliştirme ve imalatı
hangi durumda?
Küresel
bir virüse karşı korunma sağlayacak aşılar, elimizde henüz mevcut
değildir. Her yıl üretilen aşılar mevsimsel gribe karşı koruma
sağlar ama, küresel salgın yapacak bir virüse karşı etkisizdir. H5N1
virüsüne karşı birçok ülke aşı geliştirmeye çalışmaktadır ama henüz
hiçbir aşı, ticari üretim aşamasında değildir ve bunlardan
hiçbirinin, küresel salgının başlamasından aylar sonrasına kadar
yaygın şekilde sağlanabileceği beklenmemektedir.
Deney
aşamasındaki aşıların tam anlamıyla koruma sağlayıp sağlamadığını ve
farklı formülasyonların, ihtiyaç duyulacak antijen miktarının daha
ucuza elde edilmesini, dolayısıyla üretim kapasitesinin artmasını
sağlayıp sağlamayacağını ortaya çıkarmak amacıyla bazı klinik
çalışmalar yapılmaktadır. Aşı ihtiyacı küresel salgını yapan virüsle
yakından bağlantılı olduğundan büyük çapta ticari üretime, yeni
virüs ortaya çıkıncaya ve küresel salgın ilan edilinceye kadar
geçilemeyecektir. Küresel salgın gelişecek olursa bugünkü küresel
aşı üretme kapasitesi, beklenen ihtiyacı karşılayamayacaktır.
Tedavi amacıyla
kullanılabilecek hangi ilaçlar var?
Nöraminidaz inhibitörleri sınıfından iki ilaç; ticari adı Tamiflu
olan oseltamivir ve pazarda Relenza adıyla satılan zanamivir;
mevsimsel influenzanın yol açtığı hastalık tablosunun şiddetini
azaltabilmekte ve süresini kısaltabilmektedir. Nöraminidaz
inhibitörlerinin etkili olabilmesi için, semptomların başlangıcını
izleyen ilk 48 saat içerisinde kullanılmaya başlamaları gerekir.
İnsanlardaki H5N1 enfeksiyonlarında bu ilaçlar, erkenden
kullanılmaya başlandıklarında ölüm oranını azaltabilir ama, bu
konudaki klinik veriler sınırlıdır. H5N1 virüsünün nöraminidaz
inhibitörlerine duyarlı olması beklenmektedir.
M2
inhibitörleri olarak bilinen diğer bir ilaç sınıfının üyeleri olan
amantadin ve rimantadin de, küresel grip salgınında kullanılma
potansiyeline sahiptir ama virüsler bu ilaçlara karşı hızla direnç
kazandığından söz konusu potansiyel, önemli ölçüde sınırlanmaktadır.
Ortamdaki H5N1 suşlarının bazıları, bu iki ilaca karşı daha şimdiden
dirençlidir. Ancak yeni bir virüs, insanlarda gribe yol açan
virüslerle genetik alışveriş sonucu gelişecek olursa, M2
inhibitörlerinin bu yeni virüse karşı etkili olmaları mümkündür.
Nöraminidaz inhibitörlerindeki başlıca ve en önemli kısıtlayıcı
faktörler, üretim kapasitesinin düşük ve fiyatın, birçok ülke için
yüksek olmasıdır. Yakınlarda dörde katlanmış olan bugünkü üretim
kapasitesiyle, dünya nüfusunun %20’sini tedavi edebilecek miktarda
nöraminidaz inhibitörü üretilebilmesi için yaklaşık 10 yıl
gerekmektedir. Oseltamivirin üretim prosesi karmaşıktır, zaman alır
ve diğer üreticilere kolayca transfer edilemez.
H5N1
enfeksiyonunda bugüne kadar gelişerek ölümle sonuçlanan hemen tüm
pnömoniler, virüsün etkilerinden kaynaklanmıştır ve antibiyotiklerle
tedavi edilemez. Ancak gripte komplikasyon olarak akciğerlerin
sekonder bakteri enfeksiyonlarıyla sık karşılaşıldığından
antibiyotikler, geç başlayan pnömonide yaşam kurtarabilir. WHO
ülkelere, yeterli miktarda antibiyotiği önceden stoklamalarını
önermektedir.
Küresel salgın önlenebilir
mi?
Bu
sorunun yanıtını kimse kesin olarak bilmemektedir. Küresel bir
salgını önlemenin en iyi yolu, kuşları virüsten tamamen
arındırmaktır ama bunun yakın bir gelecekte mümkün olacağına dair
kuşkular, gittikçe artmaktadır.
İlaç
endüstrisinin bağışlarından yararlanan Dünya Sağlık Örgütü, 2006
yılı başlarında. 3 milyon tedavi kürüne yetecek miktarda antiviral
ilaç stoklamış olacaktır. Matematik modelleri temel alan, yakın
zamanlardaki çalışmalar bu ilaçların küresel salgın başlangıcına
yakın zamanda, insandan insana kolayca geçen bir virüsün ortaya
çıkmasını önleyebileceğini ya da en azından bunun uluslararası
düzeyde yayılmasını geciktirerek aşı mevcudunun artırılması için
zaman kazandırabileceğini izlenimini vermektedir.
Şimdiye
kadar hiç denenmemiş olan bu stratejinin başarısı konusundaki
görüşler, küresel salgına yol açacak virüsün, önceden bilinemeyecek
erken davranışlarıyla ilişkili çeşitli tahminleri temel almaktadır.
Başarı ayrıca, ilk etkilenen bölgelerdeki izleme olanaklarının ve
lojistik yeteneklerin mükemmel olmasına ve bununla birlikte,
etkilenen bölgelere insanların giriş/çıkışlarının kısıtlanmasına
bağlıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün elindeki hızla müdahale olanağı
sağlayan antiviral ilaçların başarılı bir şekilde kullanılabilmesi
için, salgından etkilenen ülkelerdeki izleme olanaklarının
mükemmelleştirilmesi ve özellikle de zaman ve mekan bakımından
birbirine yakın vaka kümelerini ortaya çıkama kapasitesinin
artırılması gerekmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü hangi
stratejik girişimleri öneriyor?
Dünya
Sağlık Örgütü (WHO), 2005 yılı Ağustos ayında bütün ülkelere, kuş
gribi küresel salgını karşısında alınması gereken öneriler
göndermiştir.3 Bu önerilenler ulusal hazırlıklı olma
düzeyinin güçlendirilmesine, küresel salgın yapabilecek bir virüsün
ortaya çıkma fırsatının azaltılmasına, başlangıçtaki uluslararası
yayılmanın geciktirilmesine ve aşı geliştirilmesinin
hızlandırılmasına yöneliktir.
Dünya yeterince hazırlıklı
mı?
Hayır.
Yaklaşık 2 yıl önce yapılmış olan uyarılara rağmen dünya kendisini,
küresel bir salgına karşı korumak açısından yeterince hazırlıklı
değildir. Dünya Sağlık Örgütü bütün ülkeleri acilen bir hazırlık
planı yapmaya davet etmiş; ancak ülkelerin yalnızca %40 kadarı bu
çağrıya uymuştur. Dünya Sağlık Örgütü ayrıca ülkeleri, küresel
salgın başlangıcında kullanabilecekleri, yeterli antiviral ilaç
stoku yapmaya da davet etmiştir ve günümüzde 30 kadar ülke, bu
ilaçlardan yüksek miktarlarda satın almaya çalışmaktadır ama üretici
firmalar, bu siparişleri anında karşılayacak kapasiteye sahip
değildir. Bugünkü eğilimler göz önünde tutulursa, gelişmekte olan
ülkelerin hemen hiç biri, küresel salgın sırasında aşı ve antiviral
ilaç sağlayabilecek durumda değildir.
© 1999 VazgectimSenden All Rights Reserved. |